16 Kasım 2012 Cuma

İstanbul nasıl kuruldu? Nedir bu Bizans?

İstanbul nasıl kuruldu? Nedir bu Bizans?

Baş tanrı Zeus, karısı Hera’yı io adında bir kız ile aldatır. Hera bunu öğrenince Zeus’u bir korku sarar ve telaş içinde İo’yu bir buzağı kılığına sokar. İo’yu boğazın bir tarafından diğer tarafına geçirir. bu yüzden bu yola buzağı yolu anlamına gelen Bosphorus (Boğaziçi) denir.

Sonrasında io’nun Zeus’tan bir kızı olur. Adı ise Koressa’dır. Koressa, denizler tanrısı Poseidon ile evlenir ve çiftin bir çocukları olur. Adını ise Byzas koyarlar. işte bu Byzas, bir Yunan kolonisi olan Megara’dan göç edip ilk İstanbul’u (Byzantion) kuracak ve eski İstanbul dediğimiz Sultanahmet bölgesine yerleşecektir. 

 Zeus & Hera 

Bu şehrin mitolojik hikayesiydi. Şimdi işin aslına gelelim. Roma İmparatorluğunun resmi yıkılışı çoğu kaynakta 1453 yılı olarak geçer. çünkü bizim Bizans İmparatorluğu olarak bildiğimiz devlete “Bizans” ismini tarihçiler 19.yy’da vermişlerdir. (şehrin mitolojik kurucusu Byzas’tan türeterek) Osmanlı’nın son verdiği Bizans’ın tarih sahnesindeki gerçek ismi ise Doğu Roma İmparatorluğu'dur.

Kısaca baştan alalım: bir kent devleti olarak İtalya’nın merkezinde kurulan ve etrafındaki diğer kentleri ardı ardına ele geçiren Roma, zamanla cumhuriyetle yönetilen bir devlet ve M.Ö. 27 yılında ise bir imparatorluk haline gelmiştir. bu dönemden sonra meşhur Julius Caesar’ın (Sezar) manevi oğlu Augustus (Octavianus) ve ardılları dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklarından birine hükümdarlık etmişler.


Roma’nın 4 yy’ın başlarındaki İmparatoru bizim için çok tanıdık bir isim. Çünkü Constantine ismindeki bu imparator; roma imparatorluğu’nun inanılmaz boyutlarına bakarak, artık Roma’nın tek başına bir başkent olarak yeterli olmadığına kanaat getirmiş ve doğuda Byzantion'u (İstanbul) ikinci başkent olarak imar etmeye karar vermiş. Böylece ticari açıdan gittikçe zenginleşen doğuyu kontrol edecek bir başkent ve aynı zamanda bir merkez liman kurmuş olacaktı.




Roma İmparatorluğu'nun en geniş sınırları...

Bu niyetle İstanbul’u Roma’yı örnek alarak yeniden inşa ettirmiş, o dönemki boyutlarının 4 katına çıkarmış, surlarını genişletmiş ve 330 yılında ise ikinci başkent olarak açmıştır. Hükümdar, istanbul'a “Neu rome” yani "Yeni roma" adını vermiş. Kendinden sonrakiler ise onu Constantinopolis yani  “Konstantin’in Şehri” olarak anacaklardır. Şehrin ismi, Osmanlı döneminde ise çok uzun yıllar Konstantiniye olarak geçmiştir.

Fatih, Karaköy, Galata, Kadıköy bölgelerini kapsayan ilk İstanbul.

İstanbul'un inşası için model alınan Roma şehrini görüyoruz. 

Başka bir açıdan Roma... Bu grafik canlandırmalara bayılıyorum. Bu grafikte dikkati çeken su kemeri İstanbul'da Unkapanı civarında bulunan Valens su kemerine çok benzemektedir.


Eski İstanbul'un kalbi olan Sultanahmet bölgesindeki hipodrom aşağı yukarı Circus Maximus'a benzeyen bir yerdi. Bizans'a ait Büyük Saray'ın da Circus Maximus'un kuzeyinde bulunan binalar kompleksine çok benzediğini açıkça seçebiliyoruz.


Konstantin’den kısa bir süre sonra heybetli Roma İmparatorluğu ikiye bölünmüş. Batı roma imparatorluğunun başkenti Roma, Doğu Roma’nın ise Constantinopolis (İstanbul) olmuş. Barbar kavimlerin baskısı ile 476’da batı roma imparatorluğu çökerken, Doğu Roma yani Bizans’ın, Fatih Sultan Mehmet’e kadar  1000 sene sürecek olan maratonu daha yeni başlamaktadır.

Bizans'ın en güçlü İmparatoru Justinian'ın döneminde Bizans İmparatorluğu, mirasçısı olduğu Roma İmparatorluğu gibi 3 kıtaya yayılmıştı. Ne var ki; öz kaynakları öylesine tüketti ki, kendisinden sonra yeterli para ve asker bulunamayınca imparatorluk sabun gibi eridi. 

Bizans'ın bize bıraktığı en büyük miras şüphesiz Ayasofya'dır. Justinian tarafından 532'de yaptırılan bu muhteşem yapı, iki semavi dinin (Müslümanlık ve Hristiyanlık) ve iki imparatorluğun derin izlerini taşır. Bu da başka bir yazının konusu olsun. :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder